Yeşilçam Kurufasülye Beylikdüzü

Kurufasülye algısı ben dahil insanların kafasında basit gibi görünsede oldukça suistimal edilip günümüzde çok iyi yapan yerler olduğu gibi bir o kadar kötü yapan yerlerde mevcut. Örneğin Süleymaniye’ye maalesef deneme amaçlı da olsa bir kez gitmiş biri olarak sıra sıra fasülyecilerin halen insan kazıklamaktan öteye gidemiyor olması oldukça üzücü. Burada asıl olarak bahsettiğim kazıklamak maddi olarak değil manevi anlamından bahsediyorum. Kurufasülye, pilav, turşu, içecek 15-16 tl ye yiyip çıkabiliyorsunuz ancak yerseniz tabi. Yani bir fasülye bu kadar mı lezzetsiz olur be kardeşim de diyebiliyorsunuz yedikten sonra orası da ayrı bir konu tabiki. Hınca hınç dolu dükkanların neden o kadar dolu olduğunu da anlayamadım bugüne kadar. Öncelikle benim bildiğim kurufasülye  sulu olmaz ve ispirden yapılırsa makbul ancak şöylede bir durum söz konusu tabiki şunu derseniz anlarım arz talep meselesi işte o zaman amenna. Bu işletmelere gelen kaç kişi ispiri, dermasonu, şeker fasülyesini yada kavurmayı ve pilavı ayıracak insanlar. Çoğusu çalışan kesim olduğundan öğle yemeğinde hemen ver gelsin yiyelim kalkalım türünden olduğu için çok fazla aranmıyor. Neyse çok fazla uzatmadan ben açıkçası Süleymaniye safsatasına inananlardan değilim. E arkadaşım o zaman nerede yiyebiliriz güzel fasülye derseniz gelelim o sorunun cevabına.

 

Adı da güzel kendisi de İstanbul standartlarının üzerinde olup karadenizde bile hani o artık meşhur olmuş Lale ve Hüsrev le başa baş gidebilecek türden bir kurufasülye. Mekanın tek dezavantajı beylikdüzü’nde olması tabi bana göre, biraz uzak olduğundan. Ancak onun haricinde herşey yerli yerinde şıkır şıkır, ferah, tertemiz bir mekan. Mekan tipik bir karadeniz retaurantlarının özelliklerini barındırmasıyla birlikte bir yandan da tam olarak öyle değil diyebiliyorsunuz. 

İstanbulun en iyilerinden.

Kurufasülyesi ve pilavı tam bir tereyağı şelalesinden geçmiş. Margarin kullanmadıklarını kesinlikle söyleyebilirim. Hele ki kurufasülyenin bir iki gün dinlenmişine denk gelirseniz ekmek yemeyin ama ikinci tabağı mutlaka isteyin. Zaten pilavı ekmek niyetine yersiniz, kavurması da ayrı bir olay. Dana eti kullanıp da o denli pamuk mu desem helva mı desem öyle bir kıvamı var ki tam bir nefaset. Sütlacı da hamsiköy kıvamında bol fındıklı yemeğin üzerine yenilebilecek en hafif ve en muhteşem tatlı diyebilirim. 

Yeşilçam’ın sevdiğim bir özelliği de kasaya hesap ödemeye gittiğinizde hesabı alan kişinin arkasındaki kara tahta. Bu kara tahta’nın amacı mekanın askıda yemek uygulamasından dolayı. İstediğiniz kadar az ya da çok demeden bıraktığınız tutarlar tahtaya işleniyor ve ihtiyacı olanlar burada yemek yiyebiliyor. Mekan bu özelliğiyle de zaten bir adım daha öne çıkıyor benim için. Bu arada mekanda diğer yemekler de efsanedir. Menüsünde güveç, patlıcan oturtma, haşlama, kara lahana sarma gibi çok leziz yemekler de bulunuyor. Bana kalırsa yolunuzu mutlaka Beylikdüzü’nden geçirin derim.

Yorumlayın