Kategori

Et (Meat)

Çocukluğumun geçtiği Güngören’in nadide restaurantların’dan biridir Bağdatlı. Güngören köyiçi merkez mahallesi tayfun sokakta bir şubesi diğer şubesi de hemen ana caddede toplam iki şube olarak hizmet veriyor. Sahibi Cezayir Çetin bey sadece kendi ocakbaşını açmakla kalmamış etrafında da çoğu esnafa önayak olup işyeri sahibi olmalarını sağlamıştır. Bugün Güngören köyiçi dediğiniz vakit çoğu insanın aklına kebapçılar sokağı gelir. Sadece kebap değil; kelle paçacısından, tatlıcısına, manavından, kahkecisine bir çok dükkan ve işletme mevcut.

 

 

 

 

 

 

Birçok yerde kebap yemiş biri olarak, Adana ve Gaziantep ayarına yakın en iyi kebabı ben burada yedim halen de yiyorum diyebilirim. Salaş bir ortamı olmakla birlikte ufak masalar ve rahatça oturabileceğiniz tabureler mevcut. Gündüz vakitlerinde Aile salonu genelde boş oluyor. İçeri girdiğiniz zaman kulağınıza takılan şırıl şırıl ses yapay havuz’dan geliyor. Kebaplarına gelecek olursak Adana kebabı tam istediğim gibi yağlı ve sulu bir şekilde geliyor. Ben her zaman tadını alabilmek adına yarım lavaşa tam porsiyon çektiriyorum, tabi yanında közlenmiş biberlerle birlikte. 

 

 

 

 

 

Ciğer şişi de oldukça leziz ancak biraz daha az pişirilebilirse daha lezzetli bir hal alabilir. Bunun yanında içli köftesinin kabuğu incecik ve bol kıymalı. Tekrar iddia ediyorum İstanbulda bu denli kaliteyi bu fiyatlara bulabilmeniz çok zor. Çiğ köftesi de hani şu son yıllarda çok revaçta olan ”bilmem nereli usta köftecisi, bilmem ne ses” gibi fabrikasyon köftecilerden kat be kat daha üstün. Cezayir bey zaten kebabın memleketi birecikli olduğu için işin mutfağını ustalarına ve etrafındakilere resmen miras bırakmış. İster Ailenizle isterseniz arkadaşlarınızla gözünüz kapalı tercih edebileceğiniz harika bir mekan Bağdat Ocakbaşı, muhakkak tavsiyelerim arasındadır.

 

 

Edirne seyahatimizin dönüşünde ufak bir yerleşim yeri olan Yeniköyden geçtik. Yeniköy için edindiğimiz bilgiler arasında çoğu aile kendi şarabını kendisi üretmektedir. Oldukça sakin ve sessiz bir yer olma özelliğini de kaybetmemiş bir yer. İnsanları güleryüzlü ve misafirperver bir yer burası. Büyükşehirlerden çıktığınızda zaten bu tarz insanları çoğu Anadolu şehrinde görebiliyorsunuz zaten. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine ”İsmailin Yeri” isimli bir et restaurantına girdik, iyi ki de girmişiz. Kendi açımdan harika bir deneyim oldu.

 

 

 

 

 

 

 

Kendi fırınları yok bu sebepten hazırlanan tandırlar dışarıda anlaştıkları bir fırında pişirildikten sonra mekana geliyor ve burada servis ediliyor. Ancak seçilen kuzular zaten Edirne’nin de vermiş olduğu avantajla inanılmaz iyiydi. Tandır tam istediğim gibi dışı çıtır içi oldukça sulu bir şekilde pişirilmiş. Pazar günü olmasına rağmen bu mekanda bizim gittiğimiz saat 13:00 sularıydı ve 3 büyük tepsi tandır gelmişti. Demek ki bilinen bir yer olduğu için civarlarında tatil günlerinde bile insanlar geç saatte olsa bu lezzetin tadına bakıyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sadece eti değil mekanın iyi kılan sebepler arasında; pul biber, kekik ve tereyağlı ekmekleri ayrıca kendi yapımı şarapları ve tabi ki halis zeytinyağlı çoban salatası da muhteşemdi. Mekan 3 katlı olmakla birlikte çok ferah bir ortama sahip, merdivenlere üşenmeyin ve en üst katı mutlaka deneyin. Neredeyse bütün köyü gösteren bir manzaraya sahip ve her yerde Atatürk resimleri var.

 

Böyle yerlerin bazen daha çok bilinmesini bazen de aynı kalmaması korkusuyla çok fazla duyulmamasını istediğim olmuyor değil açıkçası. Ancak yeniköy İsmail’in yeri istese de bozulamayacaklar listesinde sanırım benim için, çünki kalite hamurlarında var. Garsonunda ustasına izzet-i ikram ve saygı onlarla birlikte olmuş.

Adres merak edenler için yeniköye girdiğinizde kime sorsanız gösterir lakin yine de sizin için telefon numarasını buraya bırakıyorum, şimdiden afiyet olsun.

Tel: (0284) 534 30 18

Samatya denince aklıma gelen ilk isimlerden Ali Haydar İkinci Bahar Ocakbaşı , zira kendilerinin manevi olarak farklı bir yeri vardır bende, üniversite yıllarımın vazgeçilmez dizilerindendi ikinci bahar, hala da ara sıra izlerim. Samatya meydana inen merdivenlerden aşağıya baktığınızda sağınızda kalan develinin karşısındaki nezih ve şahsiyetli bir mekan. Dükkanın dış cephesinden tabelasına dizideki dokusu bozulmamış, ziyaretçileri de bundan dolayıdır dizi günlerini anılarında yaşamaktadır. Dükkanın kendine has dokusu yaşanmışlığı var. Her gittiğimde arkadan hanım mi çıkacak timoti mi diye duraksarım, sokakları hala nezih ve insanin içini açacak cinsten, velhasıl istanbulun tarihi dokusunun,  kokusunun değişmediğini hissettiğim nadir yerlerinden..

Tesadüf şu ki ilk gittiğimde Şener Şen’e benzerliği içimi bir tuhaf etti, ama ayni şekilde çok güler yüzlü ve hoş sohbet biri  mekanın sahibi Ali Haydar Bey.  Gelelim  kebaplarına, kessinlikle denenmeli diye dusunuyorum. Kuzu şiş siparişi verdiğinizde ağzina almanızla etin dağılması bir oluyor tabağa bakıp keşke bitmesin demek geçiyor içinizden, adana şiş ve urfa şiş, bıçak kıyması zırh ile çekilmiş. Yağ oranı o kadar iyi ayarlanmış ki hiç rahatsız etmiyor. İçli köftesini de mutlaka denemenizi öneririm. Yaz bitmeden akşam üstü kebap eşliğinde köpoğlu mancası ve acılı ezme ile mutlaka bir dost eşliğinde size harika ambians yaşatacak nadir mekanlardan.
 
 
Yemeklerin bu kadar lezzetli olmasının başlıca sebeplerinden biri ustanın tabiki işinin başında olması ve malzemelerini kendisinin seçmesi. Bunun yanında kaliteli ürün seçimi ve geriye kalan ustanın tecrübesi. Müşteri memnuniyetini ön planda tutması da gözden kaçmıyor, gittiğinizde buna şahit olabilirsiniz. Günümüz restaurantları arasında böylesine bir işletmecilik yapmakta olan mekan sayısı oldukça azaldı. Her masaya yemeklerinde sonra veya önce yetişebildiğince ”Hoşgeldiniz” demeyi ihmal etmez ustamız. Sanırım son zamanlarda tanıdık olmadığı sürece damsız girişlere de pek yer vermiyor diye duymuştum. Henüz teyit edemedim ancak oradaki farklı bir restaurantın garsonu böyle birşey fısıldamıştı. Zaten kaliteli olan mekan bence böyle yaparak kalitesine de kalite katmış olmaktadır diye düşünüyorum.
 
 

Onunkisi bir başarı hikayesi diyebiliriz. 1988’den itibaren günümüze gelmiş bir restaurant zinciri. Merter şubesiyle başlamış olup şuan Sirkecide de hizmet vermektedir. Bütün malzemeler Konya Ereğliden gelmekte olup taze ve özenle seçiliyor. Biz sirkecide ki şubesini tercih ediyoruz. Şubenin başında genç kuşaktan Hüseyin Güvenç ve abisi bulunuyor. Sevgili Hüseyin girişte müşteri karşılama ve kasa sorumlusu olarak görev almakta abisi ise tamamen mutfak organizasyonunu yapmakta. İşlerinde  o kadar başarılıar ki bu çok iyi koordine olmalarından kaynaklanıyor. Herhangi bir aksilik anında gideriliyor ve müşteri oldukça memnun ayrılıyor. Bu da zaten tam bir sirkeci esnafı olduklarını gözler önüne seriyor.